Burdur Tarihi: Antik Pisidia’dan Cumhuriyet’e Uzanan Yolculuk
Anadolu’nun güneybatısında, sessiz ama derin bir geçmişi saklayan Burdur, yalnızca doğal güzellikleriyle değil; binlerce yıla yayılan tarihsel birikimiyle de dikkat çeken bir şehir. Antik çağlardan günümüze uzanan bu çok katmanlı yapı, Burdur’u adeta açık hava arkeoloji müzesi hâline getirir.
Bu topraklarda atılan her adım, farklı bir medeniyetin izini taşır. Pisidia, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemleri, Burdur’un kimliğini şekillendiren temel taşlar olmuştur.
Antik Pisidia Bölgesi ve Burdur’un Stratejik Konumu
Burdur’un tarihi kökleri, antik çağlarda Pisidia Bölgesi’ne dayanır. Dağlık ve korunaklı yapısı sayesinde Pisidia, tarih boyunca yarı bağımsız şehir devletlerine ev sahipliği yapmıştır.
Bu bölge sırasıyla:
- Frigler
- Lidyalılar
- Persler
- Makedonlar
- Romalılar
tarafından hâkimiyet altına alınmıştır. Her uygarlık, Burdur’un kültürel dokusuna yeni bir katman eklemiş; mimariden ticarete, inanç sistemlerinden günlük yaşama kadar izler bırakmıştır.
Sagalassos Antik Kenti: Taşa Kazınmış Bir Medeniyet
Burdur denildiğinde akla gelen en önemli tarih hazinesi hiç şüphesiz Sagalassos Antik Kenti’dir. Roma döneminde Pisidia’nın başkenti olan bu görkemli kent, günümüzde Anadolu’nun en iyi korunmuş antik şehirlerinden biri olarak kabul edilir.
Sagalassos’u Özel Kılan Yapılar
- Anıtsal Çeşmeler (özellikle Antoninler Çeşmesi)
- Tiyatro (yüksek rakımıyla benzersiz)
- Agora ve Hamam Kompleksleri
- Üstün Taş İşçiliği ve Heykel Sanatı
Bu yapılar, yalnızca mimari değil; Roma şehircilik anlayışının da en güçlü örneklerini sunar. Sagalassos, Burdur’un tarihsel derinliğini en net biçimde yansıtan merkezdir.
Burdur Çevresindeki Diğer Antik Kentler
Burdur’un tarihsel zenginliği yalnızca Sagalassos ile sınırlı değildir. Bölge çevresinde yer alan birçok antik kent, geçmişin farklı dönemlerine ışık tutar.
Kibyra Antik Kenti
Roma döneminde güçlü bir federasyon merkezi olan Kibyra, özellikle:
- Hukuk sistemi
- Ticaret ağı
- Stadyum ve tiyatrosu
ile öne çıkar.
Kremna
Dağlık bir alanda kurulan Kremna, savunma mimarisi ve askeri yapısıyla dikkat çeker. Stratejik konumu sayesinde Roma döneminde önemli bir garnizon şehri olmuştur.
Boubon
Heykelleriyle ünlenen Boubon, Roma aristokrasisinin izlerini taşıyan önemli bir yerleşimdir. Günümüzde birçok Boubon heykeli, dünya müzelerinde sergilenmektedir.
Bu antik kentler, Burdur’un Roma ve Helenistik dönemlerde ne denli önemli bir merkez olduğunu kanıtlar.
Bizans’tan Selçuklu’ya: Dönüşen Bir Kültürel Kimlik
Roma İmparatorluğu’nun bölünmesiyle Burdur ve çevresi Bizans hâkimiyetine girmiştir. Bu dönemde şehir, Hristiyanlık etkisiyle yeni bir dini ve mimari kimlik kazanmıştır.
- yüzyıldan itibaren Selçuklular, ardından Osmanlılar bölgeye hâkim olmuş; camiler, hanlar, hamamlar ve medreselerle Burdur’un şehir dokusu yeniden şekillenmiştir.
Cumhuriyet Dönemi ve Modern Burdur
Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Burdur, modern Türkiye’nin bir parçası olarak yeniden yapılanmıştır. Eğitim, tarım ve hayvancılık alanlarında gelişen şehir, tarihsel mirasını koruyarak geleceğe taşımayı başarmıştır.
Bugün Burdur;
- Tarihiyle
- Doğasıyla
- Sessiz ve sakin şehir yapısıyla
kültür turizmi açısından keşfedilmeyi bekleyen özel rotalardan biridir.
Burdur: Geçmişle Bugün Arasında Yaşayan Bir Coğrafya
Burdur’un tarihi, yalnızca kitaplarda kalan bir geçmiş değil; hâlâ yaşayan, nefes alan bir mirastır. Antik taşların arasında yürürken, binlerce yıl öncesinin seslerini duymak mümkündür.
Eğer Anadolu’nun çok katmanlı tarihini, kalabalıklardan uzak ama derinlikli bir şekilde keşfetmek istiyorsanız, Burdur sizi bekliyor.

